Kayıtlar

Nasıl bir Kent Sorusuna Bir Ayna: KENT MEYDANLARI

Resim
İnsanların bir araya geldiği, iletişime geçtiği, ortak aktiviteler ve eğlenceler düzenlediği meydanları ve kamusal açık alanları olmayan bir yerleşim alanı estetik değildir, demokratik değildir ve ne kadar büyük olursa olsun kent de değildir. Bir kenti keşfetmeyle ilgili ilk heyecanı, son tepeyi aşıp kenti yukarıdan gördüğümüz an hissederiz. Bir binalar toplamı ve arada göze çarpan doğal dokusuyla bize ilk izlenimi verir kentler. Ama bu gördüğümüz kentin kendisi değil gölgesidir aslında. Kentin asıl kimliğini kentin içlerine girdiğimizde keşfederiz. Binalar, kent estetiğinin çok önemli unsurlarıdır ama kenti kent yapan binalardan ziyade, park, sokak ve meydan gibi kentin kamusal açık alanlarıdır. Kentin ete kemiğe büründüğü, kimlik ve kişilik kazandığı, yaşayan canlı bir organizmaya dönüştüğü, Jane Jacobs’un dediği gibi, şehri fark edilir ve heyecan verici kılan yerlerdir kamusal açık alanlar. Çok güzel binaları yan yana dizerseniz ortaya bir kent çıkmaz. Sadece binalardan ibaret bi...

Doğayla barışık bir kent yaşamı için KENT ORMANLARI

Doğayla barışık bir kent yaşamı için KENT ORMANLARI Sürdürülemez kentleşme… Teknolojinin gelişmesini ve maksimum kazancın sağlanmasını en önemli amaç kabul eden ekonomik gelişme stratejilerinin doğa ve toplum üzerinde onarılmaz tahribat yarattığının anlaşılması ile nasıl “sürdürülebilir kalkınma” gibi kavramlar ortaya çıkmaya başladıysa; rantı temel alan ve bu nedenle de doğal/çevresel dokuyla insan yaşam ve sağlığında onulmaz sorunlara neden olan kentleşme anlayışının sürdürülemez bir kentleşme olduğu da zamanla görülmeye ve tartışılmaya başlandı. Kent Ormancılığı… Bir yerin orman olarak nitelendirilmesi için ağaçların belirli bir kapalılık ve sıklıkta olması ve kendine özgü bir mikro klima özellik göstermesi gerekmektedir. Kent ormancılığı kent ekosistemlerini düzenleyen, kentin içinde ve çevresinde bulunan ormanlar ve bu alanların tesisi, yönetimi ve planlanmasıdır. Kent ormancılığı ile ilgili tartışmalar ilk kez 1960’lı yıllarda Amerika’da dillendirilmeye başlandı. Fakat bu i...

ANKARA’YA SELÇUKLU “GİYDİRME”Sİ PROJESİ

ANKARA’YA SELÇUKLU “GİYDİRME”Sİ PROJESİ   Ankara Büyükşehir Belediyesi,  Sıhhiye'den Kuğulu'ya kadar uzanan ve tüm Kızılay’ı  kapsayan çok geniş bir alanda binaların dış cephelerini Selçuklu mimarisi özellikleriyle giydirmeye hazırlanıyor… ANKARA’NIN KİMLİĞİ!.. Ankara’nın tarihi Tunç Çağı Hatti uygarlığından, milattan önce ikinci milenyumda Hitit uygarlığı dönemine, ardından milattan önce onuncu yüzyıldaki Frigya uygarlığına, oradan Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatyalılar, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğuna, Selçuklulara, Osmanlılara ve son olarak da Cumhuriyet Türkiye’sine uzanan çok uzun ve önemli bir tarihi birikim ve miras üzerinde yükselir. Anakent Belediyesi'nin 2007'de yayımladığı 'Tarih İçinde Ankara" kitabına göre başkentte Selçuklu döneminden kalma 12 eser mevcutken, Roma döneme ait 17, Bizans dönemine ait 7 eser bulunuyor. Nitekim Cumhuriyetin başlarında, tam da bu özellik nedeniyledir ki,  Anadolu’nun tüm kültürel mirasını...

ÇILGIN PROJE KOMEDİSİ ANKARA’DA!

ÇILGIN PROJE KOMEDİSİ ANKARA’DA! Erdoğan’ın 25 Mayıs günü Ankara ile ilgili açıkladığı “çılgın projeler”  önemli soru işaretleri ve tartışma alanları bırakacak mahiyetteydi. Ankara gözden çıkarılmış! Erdoğan “Ankara’yı savunma sanayi merkezi yapacağız” dediği konuşmasını herhangi bir yerde değil, yıllardır sanayi ve tarım bakımından çökertilmiş bir kente yaptı.  Ankara bundan 15-20 yıl önceye kadar ciddi bir savunma ve elektronik sanayi kenti olma yolundaydı. Yine sahip olduğu üniversiteler ve eğitimli nüfusu ile Türkiye’nin bilişim kenti olmaya en yakın ili durumundaydı. Oysa son 15 -20 yıl içinde Ankara sanayi ve tarım alanında çok ciddi bir gerileme yaşadı. Son olarak da ülkenin önemli finans kurumlarının merkezlerinin Ankara’dan taşınmasıyla ekonomik bakımdan gerileme süreci iyice perçinlenmiş oldu. Gökçek’in 17 yıldır belediye başkanı olduğunu, AKP’nin ise 9 yıldır hükümette bulunduğu ve üstelik Başbakan’ın bu açıklamalarından birkaç gün önce hükümetin devlet bakanla...

KÜRT AÇILIMI; MAYALAYANLAR VE MAYINLANLAR…

KÜRT AÇILIMI; MAYALAYANLAR VE MAYINLANLAR… Türkiye’de siyaset mecazi anlamda hep mayın tarlasında yürümek gibi olmuştur. Öylesine hassas dengeler üzerinde yürünmek zorundadır ki; yanlışlıkla bu hassas noktalardan birine basacak olsanız, siyaseten bir mayın patlamasının etkisiyle yüz yüze kalmanız işten bile değildir. Türkiye siyaseti bugünlerde ise bu mecazi mayın tarlası anlamının ötesine geçerek, gerçek “mayın tarlaları” ile uğraşır durumda. Birincisini dün büyük bir acı ile bir kez daha yaşadık: Bir mayın tuzağı uzaktan kumanda ile patlatıldı ve Türkiye 6 genç insanını daha yitirdi. İkincisi ile ilgili bir parça sevindirici haber aldık. Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi konusu iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik nedeniyle şimdilik askıya alındı. Biz bu yazıda Kürt Açılımı neden ve kimlerce mayalanıyor ve neden ve kimlerce mayınlanıyor sorularına yanıt bulmaya çalışacağız. Açılıma “mayınlı yanıt” mı? Bütün sinyaller bize Türkiye’nin Kürt sorunu konusun...

KILIÇDAROĞLU’NUN EKSİK ZAFERİ

KILIÇDAROĞLU’NUN EKSİK ZAFERİ CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte dalgalanmalı ama yine de iyi kötü sol bir rotaya sahip olan yolculuğunu başarılı biçimde sosyal demokrat çizgiye ulaşarak tamamlayabilecek mi? Dünya ve ülke koşullarının bugünkü “manzarayı umumiye”sine bakıldığında olanaksız değilse bile ulaşılması hiç de kolay olmayan bir hedef bu. Şimdiye kadar ki süreçte CHP’nin bu yolculukta gerek liberalizme gerekse milliyetçi-statükocu çizgiye doğru önemli zikzaklar çizdiğini görüyoruz. Geçmiş süreçlerin birikimi olan nesnel zorlukların ve öznel zaafların büyüklüğüne bakıldığında hiç de şaşırtıcı olmayan bu durum; ister istemez CHP ‘deki değişim süreci üzerindeki soru işaretlerini çoğaltıyor, güvensizlik yaratıyor. Sol bilinç ve duyarlılığı nispeten daha belirgin adayların CHP’nin aday listelerinde yer bulmakta hayli zorlanırken; sağ milliyetçi niteliğe sahip adaylar ile “burjuva sever sol liberal” adayların listede rahat yer bulması, hiç bir kesimi mutlu etmemiş gözüküy...

Kemal Ne Yapar Ne yapamaz?

CHP  Quo Vadimus? Ya da KEMAL “NE YAPAR NE YAPAMAZ?” CHP’de Baykal’ın ahlak ve siyaset dışı yollarla parti başkanlığından uzaklaştırılmasıyla başlayan; Kılıçdaroğlu ve Sav’ın bilek güreşiyle devam eden süreç “CHP’de neler oluyor?” sorusunu gündemin baş sıralarına oturttu. CHP değişebilir mi? Değişebilirse bu değişim sosyal demokrasiye doğru olabilir mi? Farklı yorumlar Kimileri CHP’nin esasa ilişkin bir değişim yaşayamacağını“sav”lıyorlar. CHP’de yaşananın bir derin devlet operasyonu olduğunu; Baykal’lı CHP’nin mevcut yapı ve politikalarıyla AKP karşısında alternatif olmasının mümkün olmadığını gören “derin devlet”in son bir umut olarak, kirli bir operasyonla Kılıçdaroğlu’nu başa geçirdiği ve Önder Sav’ın etkisizleştirildiği vurgulanıyor. Kimileri de yaşananın küresel bir operasyon olduğunu ; Ordu ve yargının bertaraf edilmesinden sonra sıranın CHP ve MHP’ye geldiğini; CHP’nin “AKP’lileştirilmek” ve MHP’nin de tasfiye edilmek istendiğini söylüyor. Kimileri de Kılıçda...