HDP'ye operasyon Cumhuriyet değerlerine de operasyondur.
HDP
çok özel bir partidir...
HDP'nin varlık nedeni yalnızca ve temelde seçimle iktidar
olmayı hedeflemek değildir.
Bundan
öte ve öncelikli bir misyonu vardır HDP'nin.
Varlığı
doğrudan Kürt sorunuyla ve bu sorun çerçevesinde yaşanan savaş ve çatışma
koşullarıyla ilgilidir.
HDP,
silahlı Kürt Hareketi ile Türkiye halkı arasındaki birlik ve barış arayışının
volan kayışıdır. Bu partiden beklenen en temel misyon zaten PKK başta Kürtler
ile barış kanalı olabilmesidir.
Hatta
devletçe de İmralı ve Kandil'le bu partinin irtibatı özellikle istenmiş, teşvik
edilmiştir.
Böyle
bir partiyi PKK ile yakınlık gerekçesi ile kriminalize edip hapse tıkmak, hem
akılsızca hem de tutarsız bir tutumdur.
Akılsızcadır
zira HDP'yi yok etme girişimi barışa, kardeşlik ve birlik umuduna, olanaklarına
bir saldırıdır.
Alenen
iç savaş tetikçiliği ve bölünme adımıdır.
Tutarsızdır zira...
HDP AKP ile arası iyiyken de aynıydı, bugün de
aynıdır.
AKP barış derken, ya da HDP ile destek ilişkisi yaşarken aynı
durumu siyaseten "normal" ve hatta "değerli" bulmaktaydı.
Ama ne zaman siyasi rekabet çizgisi iki parti arasında baskın
hale geldi, iktidar HDP'yi birdenbire kriminolojik bir vaka olarak lanse etmeye
başladı.
Oysa ne mevcut yasalarda ne de HDP'de hiç bir esaslı değişim
olmadı bu süreçte...Değişen AKP'nin HDP ile dar partisel ilişkileriydi
sadece...
Mevcut yasalara göre HDP on yıl öncede aynı isnatlarla
suçlanabilirdi... Suçlanmadı zira AKP ile ilişkisi iyiydi...
Eğer HDP bugünkü suçlamalarla yargı önüne çıkartılacaksa,
tutarlı olmak için, bu "yasadışı"lığa 20 yıldır bile isteye göz yuman
ve hatta koruma altına alan AKP yöneticileri de HDP'lilerle birlikte yargı
önüne çıkmak durumundadır...
Zira Sırrı Süreyya Önder'in açıkça ifade ettiği gibi HDP'lileri
İmralı'ya ve Kandil'e gönderen bizzat AKP'nin tek başına iktidar olduğu
devletin kendisiydi.
Denilebilir ki...
HDP barış için volan kayışı olmak görevini bir tarafa bıraktı,
tam tersine çatışma ve savaş kışkırtıcılığı yapmaya başladı ve bu nedenle oldu
yaklaşım değişikliği.
Gerçekten böyle olsaydı mevcut yasalar ve siyasi mutabakat
şartlarında AKP'deki tavır değişikliği bir mantıksal temele sahip olabilirdi.
Ama tam tersine...
AKP'nin HDP ile köprüleri attığı dönem olan 7 Haziran seçimleri
öncesini hatırlayalım:
Bu dönemde HDP, -benim pek isabetli bulmadığım- moda
ifadeyi kullanacak olursak, tarihinin en fazla "Türkiyelileştiği" bir
süreci yaşıyordu.
Dar etnik politikanın çok ötesinde tüm Türkiye için
dillendirdiği barış , eşitlik, özgürlük ve demokrasi söylemleriyle HDP ülkenin
batısında da "oy verilebilir" bir seçenek haline gelmeye başlıyordu.
Anımsayalım, MHP oy tabanından bile -oy değilse de-
"beğeni" kazanabiliyordu.
Yani AKP iktidarının (aslında Erdoğan'ın) HDP'yi
kriminalize etme çabasına girdiği dönemde bırakalım savaş ve şiddet
kışkırtıcılığı yapmayı, HDP barışçı ve birlikçi söylemiyle
toplumsal barış açısından bir umut ve heyecan dalgası yaratıyordu.
Peki Ne Oldu?
HDP savaşı istediği için değil, AKP'nin barış
politikasındaki samimiyetsizliğini görüp farklı ittifak ve tercihlere yöneldiği
için hedef haline getirildi.
Bu dönemde tek değişen HDP'nin AKP'yle
mesafesini artırıp yüzünü daha belirgin biçimde sol, laik hatta Kemalist çevrelere
dönmüş olmasıdır.
Demirtaş'ın "Seni başkan
yaptırmayacağız" sözü seçimlere damga vurmuş; HDP yüzde 13 oy almayı
başardığı gibi AKP'nin tek başına iktidar olmasına ve Erdoğan'ın başkanlık
projesine sert bir çelme takmıştır.
Sadece bir intikam mı?
Erdoğan'ın Kürt sorununda ve HDP'ye yönelik
tavır değişikliğinde HDP'den yenilen sert çelmenin acı ve öfkesi de kuşkusuz
bir nedendir. AKP yöneticilerinden seçimin hemen ertesinde gelen mealen
"HDP bundan sonra barışın ancak filmini çeker", " Demirtaş 'Seni
başkan yaptırmayacağız' dediği gün, barış süreci de bitti" gibi
açıklamalar bu gerçeğin ifadesiydiler.
Fakat en önemli neden bu değildi. Asıl neden
Erdoğan'ın samimi olmadığı kanaatiyle HDP'nin barış sürecinde
yüzünü AKP'den sola, laik ve Kemalist çevrelere dönmesinin Erdoğan'ın
neo-Osmanlıcı projelerine büyük bir engel niteliği taşımasıydı..
AKP, HDP'nin sol ve laik güçlerle ittifakı
halinde bırakın kendi anti laik, Cumhuriyet karşıtı gerici projelerini hayata
geçirebilmeyi, iktidarda kalmasının bile zor olduğunu görmüştür.
İşte bu nedenle HDP'ye yönelik operasyon hiç kuşku olmamalı, barışın yanı sıra sol ve laik seçeneğe, Cumhuriyet değerlerine de bir operasyondur.
İşte bu nedenle HDP'ye yönelik operasyon hiç kuşku olmamalı, barışın yanı sıra sol ve laik seçeneğe, Cumhuriyet değerlerine de bir operasyondur.
İroniye bakın...
Tam da Kürtler'in Mustafa Kemal'in laik
Cumhuriyetini ilga edip yerine Sünni neo Osmanlıcı bir rejim kurmaya çalışan
AKP'nin Kürt sorununu bu amacına payanda etmenin ötesinde bir perspektifi
olmadığını anlayıp yüzünü sola, laik ve Kemalist kesimlere döndüğü anda başta
MHP olmak üzere kendine milliyetçi/ulusalcı diyen bazı çevreler ise laiklik ve
cumhuriyet karşıtı bir Sünni ümmetçi projenin eklentisi haline gelebilmişlerdir.
Bu gerçekten ayrı bir yazıyı hak eden bir
konudur.

Yorumlar
Yorum Gönder