IMF’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİ RAPORU


IMF güneydoğu Avrupa bölgesel raporunda, “Türkiye’deki başarısız darbe girişimi ve sonra konulan olağanüstü hal uygulaması Türk para politikasında bir rahatlama ve halihazırdaki büyük cari işlem açığına rağmen sermaye akışı üzerinde sadece küçük bir etkiye sahip oldu. Ve Türkiye’nin ülke kredi notunun Moody’s tarafından yatırım yapılamaz dereceye indirilmesine piyasanın tepkisi negatif ancak, düzenli oldu” dedi.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye’deki 15 Temmuz başarasız darbe girişiminin, ülkeye para akışına etkisinin düşük oranlı olduğunu bildirdi. IMF Türkiye ekonomisi hakkında uyarıların da yer aldığı, ‘Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa’, Daha Güçlü Büyüme İçin Etkin Hükümet’ adlı bir rapor yayınladı.
ANKA’ya göre raporda, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’da (ODGA) işsizliğin kriz önceki düşük düzeylerine ulaştığı, ücretlerin kimi zaman güçlü adımlarla artmış bulunduğu ve cari işlem dengesinin yeniden kötüleşmeye başladığı belirtildi. Emek piyasalarının ODGA bölgesinde Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) hariç güçlendiği bildirildi.
Raporda, “İşsizliğin tarihi düşük seviyelerine yaklaşmasıyla birlikte ücret baskıları, asgari ücretlerde önemli artışları da yansıtacak şekilde birikmeyi sürdürüyor” denildi. Bu konuda AB, bazı Baltık üyeleri ve Türkiye’nin incelenmesi kaydı düşüldü. Kredilerde toparlanmanın ekonomik aktiviteyi yakalamış göründüğü belirtilirken yerel koşulların ülkelerde farklılıklar yarattığı anlatıldı. Buna göre BDT ve Türkiye dışında kredi artışları genelde 2015 sonundan itibaren iyileşme gösterdi.
Raporda, “Birçok gösterge üretim uçurumunun büyük ölçüde kapandığına işaret etse de, BDP ve Türkiye dışında enflasyonist baskılar düşük kalıyor. Türkiye’de hedefin üstünde gerçekleşen enflasyona karşın merkez bankası, ekonomi 2015 sonundaki güçlü bir bitiş sonrası yavaşlamışken, gecelik borçverme oranlarını düşürerek parasal koşulları rahatlattı” ifadesi yer aldı.
“Uygun dış finansman koşulları zeminine karşı ülkelere özgü negatif şoklar, şu ana değin sınırlı etkiye sahip durumda görünüyor” denilen rapor, “Örneğin Türkiye’deki başarısız darbe girişimi ve sonra konulan olağanüstü hal uygulaması Türk para politikasında bir rahatlama ve halihazırdaki büyük cari işlem açığına rağmen sermaye akışı üzerinde sadece küçük bir etkiye sahip oldu. Ve Türkiye’nin ülke kredi notunun Moody’s tarafından yatırım yapılamaz dereceye indirilmesine piyasanın tepkisi negatif ancak, düzenli oldu” şeklinde kaydetti.
IMF’nin, Türkiye’de örneğin asgari ücret artışlarına bağlı harcama artışlarının bu yıl mali açığı yukarı çekebileceğini belirttiği rapor şöyle devam etti:
“Türkiye’de büyümenin gelecek birkaç yılda potansiyelin altında gerçekleşmesibekleniyor. 2016’da daha yavaş büyüme, kredi yavaşlaması, reel efektif döviz kuru değerlenmesi ve artan siyasi belirsitlik ortasında tüketici ve yatırımcı güveninde bir zayıflığın negatif etkisi yanında karşı dış şokları yansıtacak. 2017’de büyümenin; 2016’da büyümeyi itekleyen bir defaya mahsus faktörler dağılır ve aşınmış iş güveninden kaynaklanan karşı rüzgarlar yatırım üzerinde ağırlığını daha da koyarken, potansiyelin altında kalması tahmin ediliyor. BDT ve Türkiye’de enflasyonun yüksek kalmasının tahmin ediliyor. Türkiye’de bu geçen yıl yaşanan dövizde değer kaybı ve parasal gevşemenin etkisiyle gerçekleşecek”.
Belarus, Hırvatistan, Macaristan, Karadağ ve Türkiye gibi yüksek borç ya da mali ya da dış finansman gereksini bulunan ülkelerin piyasa hassasiyetindeki ani bir kaymaya karşı daha kırılgan olduğuna dikkat çekilen IMF raporunda, “Bu özellikle, büyük negatif net uluslararası yatırım pozisyonu ve büyük dış finansman gereksinimleri karşısında Türkiye ile ilgili. IMF Türkiye’nin tamponlar oluşturması ve dış dengesizliklerle, enflasyonun ve uzun süreli yapısal zayıflıkların üzerine gidebilmesi için uygun dış koşullardan yararlanmayı hedefleyen politikalar uygulaması gerektiğini bildirdi. Bu yıl, 2017’deki ek yavaşlama durumunda otomatik stabilizerlerin çalışmasına olanak tanınması gereğine dikkat çeken IMF, dengesizliklerin kalıcı ve enflasyonun yüksek seyretmesi halinde orta vadede ek sıkılaşmaya ihtiyaç olabileceğine değindi” ifadeleri yer aldı.




Türkiye’de yapısal reformların özel tasarruf oranlarını artırmaya ve iş ikliminin iyileştirilmesine odaklanması gerektiğinin belirtildiği raporda ayrıca şu savlara yer verildi:

“Türkiye’de kamu yatırımları 2006-13 arası önemli ölçüde iyileşti, verimlilik açığı yüzde 30’dan yüzde 10’a indi. Bu iyileşme büyük ölçüde, daha kaliteli altyapı yanında altyapıya erişimle ölçülebilir. Türkiye’nin 2001 bankacılık krizi sonrası mali konsolidasyon ve makroekonomik istikrar programını izleyen dönemde kamu yatırımları hızlandı. Türkiye’de vergi toplama masrafları düşük oldu ancak vergi borcu yüksek görüldü”.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANKARA'NIN ORHAN VELİ'Sİ...

AYDIN OPORTÜNİZMİ VE PROLETARYA SOSYALİZMİ...

CUMHURİYETİN YEŞİL ANITI: GENÇLİK PARKI