SÜDWEST PRESSE: “TÜRKİYE ŞANGHAY BEŞLİSİ’NE KATILIRSA ANKARA’NIN AB İÇİN DAHA FAZLA ÇABA SARF ETMESİ GEREKMEYECEK”
Südwest
Presse gazetesi Türkiye-AB ilişkilerini ele aldığı haberinde, “Türkiye’den
çelişkili sinyaller geliyor ancak AB, Türkiye ile müzakereleri sona erdirmemeli.
Türkiye’nin Şanghay Beşlisi’ne kabul edilmesi halinde Ankara’nın AB’ye üye olma
konusunda daha fazla çaba sarf etmesi gerekmeyecek” diye yazdı.
“Avrupa
Birliği, Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerini tekrar canlandırmaya
çalışıyor ancak Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu kararı soğuk
karşılıyor” diyen Alman gazetesi Südwest Presse, “Erdoğan, St. Petersburg’a gerçekleştirdiği
en son gezisinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den Türkiye’nin Şanghay
Beşlisi’ne alınmasına yönelik çaba göstermesini rica etti. Şanghay Beşlisi’nde
Rusya ve Çin’in yanı sıra dört eski Sovyetler Birliği Cumhuriyeti de yer
alıyor. Türkiye’nin Şanghay Beşlisi’ne kabul edilmesi halinde Ankara’nın AB’ye
üye olma konusunda daha fazla çaba sarf etmesi gerekmeyecek” şeklinde kaydetti.
Bunun
Türkiye’den gelen tek kafa karıştırıcı sinyal olmadığının altını da çizen
Südwest Presse haberine şöyle devam etti:
“ Türkiye AB
Bakanı Egemen Bağış ülkesinin Avrupalı bakış açısının altını çizerken, aynı
zamanda Türkiye’nin AB ile imzalamış olduğu Gümrük Birliği Anlaşması’nı iptal
etmesi gerektiğini söylüyor. Öte yandan Erdoğan, AB Komisyonunun Türkiye ile
ilgili çıkardığı İlerleme Raporu’nu memnuniyetle karşıladı ancak Türk eğitim
sisteminde kız ve erkek öğrencilerin ayrı olarak eğitim görmesini istiyor- ki
bu Avrupa’daki değerlere ters düşüyor.
“Türkiye
Başbakan’ı son günlerde sık sık yeni bir Türkiye’den bahsediyor” diyen Alman
gazetesi, “Ancak yeni bir Türkiye nasıl olacak? İslamcı-muhafazakâr Erdoğan,
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin çok partili döneme girdiğinden beri
ülkesini en uzun yöneten başbakan konumunda. Erdoğan 11 yıllık iktidarı sırasında
ülkesinde güçlü bir iz bıraktı. Ondan önce Türkiye’de sadece Atatürk bu kadar
etkili olmuştu. Erdoğan döneminde Türkiye, eşsiz bir kalkınma yaşadı. Türkiye
artık dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alıyor” diye yazdı.
“Erdoğan’ın yeni
Türkiye’si aynı zamanda daha muhafazakâr oldu ve daha az liberal bir hâle
geldi” ifadesini kullanan Südwest Presse şöyle devam etti:
“Eylül
ayında alkol satışı ve tüketimi ile ilgili sınırlandırmalar getirildi. Daha
sonra hükûmet kamu hizmetlerinde başörtüsü kullanımını yasallaştırdı.
Bugünlerde başörtüsü artık TBMM’de de takılabiliyor. Parlamentoda yarım düzine
başörtüsü takan kadın milletvekili var: Cumhuriyet bu nedenle yıkılmaz. Ancak
90 yıl önce Atatürk tarafından getirilen ve devlet ile din işlerini ayıran
çizgi yok oldu. Türkiye’de din, siyaseti gittikçe daha fazla yönetmeye başladı.
Erdoğan, geçen yıl iktidarının bir İslamcı gençlik yetiştirmek istediğin”
söylemişti. Başbakan Erdoğan şimdi Türk üniversite öğrencilerinin İslami
kurallara göre yaşamalarını sağlamaya çalışıyor”.
“AB, bu Yeni Türkiye’ye nasıl davranmalı?” sorusunu
da soran gazete haberini şu değerlendirmelerle noktaladı:
“Türkiye, AB’ye
katılım için daha bir süre boyunca hazır olmayacak. Ancak Türkiye’ye Avrupa
kapısını kapatmak, yanlış bir sinyal vermek olur. AB müzakerelerinin üç yıldır
dondurulmuş olması Türkiye’ye iyi gelmedi. Avrupa perspektifi önceki yıllarda
Türkiye’de demokratik reformları hızlandıran bir motor görevini gördü. Avrupa,
Türk ekonomisi için güçlendirici bir unsur ve aynı zamanda otoriter devlet
idaresinden kendini özgürleştirmeye başlayan yeni Türk sivil toplumunun bir
referans noktası. Bu nedenle AB, Türkiye ile müzakereleri sona erdirmemelidir”.

Yorumlar
Yorum Gönder