DIŞ BASIN BÜLTENİ 3 EKİM 2016
POLITICO: “TÜRKİYE, POSTER ÇOCUĞU”
Politico gazetesi, Türkiye’nin lobicilik şirketleri aracılığıyla ABD Kongresi’nde yaptığı faaliyetlere dikkat çektiği haberinde, Türkiye için poster çocuğu nitelemesi yaptı.
Amerika’nın Virginia kentinde yayınlanan politika alanında uzmanlaşmış Politico gazetesi, lobicilik yapan eski Kongre üyelerini irdelediği haberinde, “Eski Kongre üyeleri yabancı ülkeler için yaptıkları lobicilik faaliyetlerinden milyonlarca dolar kazandılar. Kongre son olarak Başkan Barack Obama’nın vetosunu etkisiz hale getirerek 11 Eylül saldırılarının kurban yakınlarına Suudi Arabistan’a dava açma olanağını sağlamış olsa da ve bu ülke için çalışan dört eski Kongre üyesi başarısız olsa da yine dolgun bir ücret alacak.1990 yılından bu yana Kongre’den ayrılan bin 9 üyeden 114’ü lobi yaparak yada başka bir biçimde temsil ederek yabancı hükümetler için çalıştılar. Ortadoğu krallıkları ile Gürcistan, Azerbaycan, Tacikistan, Belarus ve Macaristan dahil eski Sovyet devletleri Washington’daki lobicilik faaliyetlerinde en çok para harcayan ülkeler haline geldi. Suudi Arabistan lobicilik için geçen yıl 13 milyon dolardan fazla para harcadı” diye yazdı.
“Her iki partiden eski Kongre üyelerinin yabancı lobicilik fırsatlarına gelince Türkiye poster çocuğudur” diyen ABD’li gazete, “Son yıllarda ülkenin gittikçe otokratlaşan hükümeti bir lobiciler ordusunu istihdam etti” dedi.
Gazete, Türkiye tarafından görevlendirilmiş lobiciler arasında eski Kongre üyelerini şöyle sıraladı:
“Eski Başkan aday Dick Gephardt, Senato eski Çoğunluk Lideri Trentt Lott, John Breaux, Temsilciler Meclisi olarak seçilen Bob Livingston, Steven Solarz, Temsilciler Meclisi eski Başkanı Dennis Hastert, CIA eski Başkanı ve eski Kongre üyesi Porter Goss ile Albert Wynn ve Jim McCrery”.
Türkiye’nin Washington’un lobicilik dünyasında sürekli bir oyuncudur olduğunu belirten Politico, “ABD’deki başkanlık seçimlerinde iki defa Demokrat Partisi’nin adayı olan Dick Gephardt Türkiye’nin başlıca lobicisi. Temsilciler Meclisi’nde azınlık lideri olarak görev yapmış olan Dick Gephardt, Kongre’de görevli olduğu sürede‘Ermeni soykırımı’ tasarısından önde gelen savunucularından biri olsa da özel sektöre katılıp Türkiye’yi müşteri olarak aldıktan sonra şaşırtıcı bir U-dönüşü ile bu tür girişimlere karşı lobilicilik yaptı. Türkiye, 2015 yılında Gephardt’a 1,7 milyon dolar ödedi. Türkiye için lobicilik yapmak 15 Temmuz darbe girişiminden sonra daha da tartışmalı bir hale gelecek. Buna karşın Türkiye lehinde lobicilik yapmak sık sık etkisini gösterecek. Bunun örneği ise Kongre’de ‘Ermeni soykırımı’ ile ilgili girişimlerin önlenmesi” diyerek haberini noktaladı.
WALL STREET JOURNAL: “FETÖ’DE YILDIZ FUTBOLCULAR”
Wall street Journal gazetesi, Fethullah Gülen’in spor yıldızlarını nasıl çektiğini irdelediği haberinde, “FETÖ’nün eski futbol imamı olarak nitelenen Said AlpsoyTürkiye’nin onlarca büyük futbol yıldızı, Fethullah Gülen’in destecileri hareketine kattı” diye yazdı.
Amerikan Wall Street Journal gazetesi;‘Aranan Türk Din Adamı Ülkenin Sport Yıldızlarını Elde Etmeye Çalıştı’ başlıklı haberinde, FETÖ’nün eski futbol imamı olarak nitelenen Said Alpsoy’un söylediklerine atıf yaptığı haberinde, ünlü sporcuların da yüz binlerce dolar bağışladıklarına dikkat çekti.
“Dört yıla yakın bir süre Said Alpsoy, Türkiye’nin onlarca büyük futbol yıldızı, Fethullah Gülen’in destecileri hareketine kattı” diyen ABD’li gazete, “Alpsoy, Türkiye’nin en popüler sporun, yoksul ailelerinden gelen yükselen yıldızlarına, Gülen’in öğretilerinin kendilerine şöhretin cazibesiyle başedip sağlam durmaları için nasıl yardımcı olabileceği konusunda tavsiyeler vererek saatlerce geçirdi. Aksoy, bunun karşılığında onların (sporcuların) , din adamının grubuna ve destekçilerine yüzbinlerce dolar bağışladıklarını söyledi. Bağışların yasa dışı faaliyetlerde kullanıldığı yönünde kanıt yok. Anca darbe sonrası Türkiye’deki bir hayli siyasallaşmış atmosferde Cemaat ile önde gelen atletler arasındaki bağlar, Türk spor dünyasını bulandırıyor ve kahramanlarının bazılarının itibarını lekeliyor, fütbol yıldızı Hakan Şükür ve Oklahoma City Thunder için oynayan Enes Kanter dahil” diye yazdı.
Alpsoy’un Gülen hareketinden "İslam dini ibadetinden çok güç ve para ile ilgilenen bir kişi kultu olarak görüp uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle 2003 yılında ayrıldığını belirten gazete, “Alpsoy, gruba yardım ederek geçirdiği zaman için Türkiye’ye olan borcunu ödemenin bir yolu olarak konuşmak istediğini söyledi” diyerek haberini noktaladı.
FINANCIAL TIMES: “TÜRKİYE, ENFLASYON SON DÖRT AYIN EN DÜŞÜK DÜZEYİNDE”
Financial Times gazetesi;Türkiye’de bu ay enflasyon verilerinin düşük çıkmasına dikkat çektiği haberinde, “Türkiye’de enflasyonun dört ayın en düşük düzeyine indi. Türkiye’de enflasyon başağrısı Eylül ayında hafifleme işaretlerini verdi. Eylül ayında tüketici fiyatlarının Mayıs’tan bu yana en düşük düzeyine geriledi” dedi.
Ağustos ayında yüzde 8,05 olan yıllık tüketici enflasyonun Eylül ayında yüzde 7,28’e indiğini belirten İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, “Eylül ayı oranı analistlerin yüzde 7,87 tahmininin altında oldu. Buna karşın enflasyon hala Merkez Bankası’nın hedefinin üzerinde. Türkiye Merkez Bankası, güvenlik kaygıları ve Temmuz ayındaki başarısız darbe girişimi sonrası turizm gelirlerinde keskin bir yavaşlamanın vurduğu ekonomiye destek amacıyla geçen ay yedinci kez art arda gecelik borç verme fazini indirdi” ifadeleriyle haberini noktaladı.
DEUTSCHE WELLE: “KÜRT SİYASETÇİLER, ZORLA MAHKEMEYE GÖTÜRÜLECEK”
Deutsche Welle, Türkiye’de mahkeme önüne çıkmayı reddeden Kürt siyasilerinin zorla mahkemeye götürülecek olmasını ele aldığı haberinde, “Bu gelişme ülkenin en büyük üçüncü muhalefet partisinin yaşanabirliğini tehdit etti. Ancak HDP de hatalı adımlar attı” dedi.
Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle, ‘Kürt Siyasileri, Türk Mahkemelerinin Önüne Zorla Çıkarılacak’ başlığını kullanan Alman yayın kuruluşu, “Adil yargılanma olmayacağı iddiasıyla mahkeme önüne çıkmayı reddeden Kürt siyasiler zorla mahkemeye götürülecek. HDP’li milletvekilleri suçlu bulunmaları durumunda milletvekilleri düşürülebilir ve cezaevine gönderilebilir. Bu gelişmeler ise ülkenin en büyük üçüncü muhafelet partisinin yaşayabirliğini tehdit etti.Türkiye’de siyasilerin yargılanması pek olağan değil. Seçilmişler normal olarak görev süreleri sona erinceye dek yasal işlemlerden korunuyor. Ancak bir suç olağanüstü gibi görülürse eğer Türk parlamentosu ve Yüksek Yargı, belirli bireylerin dokunulmazlıklarını kaldırmayı tercih edebilir” şeklinde kaydetti.
YEDIOTH AHRONOTH: “TÜRKİYE-İSRAİL ARASINDA BUZLAR ERİYOR”
Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail’in Türkiye ile ilişkileri normalleşme anlaşması kapsamında Mavi Marmara filosuna saldırının kurbanları için 20 milyon dolarlık tazminatı Türkiye’ye ödemesini veCumhurbaşkanı Şimon Peres için Cuma günü düzenlenen cenaze törenine Türkiye’den Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun katılmasını ikili ilişkilerde buzaların eridiğinin işareti olarak yorumladı.
“İki ülke arasındaki anlaşma, geçen Haziran ayında İtalya’da imzalandı. İsrail ordusunun eylemi nedeniyle özür dilemeyeceğini yemin ektikten sonra (Başbakan) Netanyahu, bunu yapmayı kabul etti ve 2013 yılında Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyih Erdoğan’a özrünü iletti” diyen İsrailli gazete, “Özrün ve tazminatın karşılığında Türkiye ve İsrail tam diplomatik ilişkileri yeniden tesis edecek. Mutabakat, karşılıklı büyükelçilerin atanmasının yanısıra uluslararası arenada birbirinin çıkarlarına karşı eylemde bulunmama ile güvenlik ve istihbarat alanlarında işbirliğini de içeriyor” diyen İsrailli Yedioth Ahronoth gazetesi, “İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde buzların eridiğinin diğer bir işareti ise, kısa bir süre önce ölen eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres için düzenlenen ve Türkiye Dışişleri Müşteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun katıldığı ceza töreninde görüldü” şeklinde kaydetti.
VOANEWS: “ERDOĞAN, AB’YE OYUNUN SONUNA GELİNDİ UYARISINDA BULUNDU”
Amerika’nın Sesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM açılışında yaptığı konuşmada vize muafiyetine ilişkin AB’ye yaptığı ‘Brüksel’in Ankara’yı tam üye olarak isteyip istemediğine karar verme zamanının geldi’ şeklindeki sözlerine dikkat çektiği haberinde, “Türkiye, AB üyeliği, vize anlaşması için yanıt talep ediyor” dedi. Amerika’nın Sesi ayrıca, “Türkiye Cumhurbaşkanı, Cumartesi günü ülkesinin onlarca yıllık Avrupa Birliği üyeliği hedefinde oyun sonuna gelindiği uyarısında bulundu”şeklinde kaydetti.
Amerikan Kongresi’nin finansörlüğünü yaptığı Amerika’nın Sesi, “Türkiye Cumhurbaşkanı, Cumartesi günü ülkesinin onlarca yıllık Avrupa Birliği üyeliği hedefinde oyun sonuna gelindiği uyarısında bulundu" dedi. TBMM’deki konuşmasında Erdoğan, Brüksel’in Ankara’yı tam üye olarak isteyip istemediğine karar verme zamanının geldiğini söyledi ve ‘Türkiye hazırdır’ diye eklediğini. Erdoğan’ın bu ay sonuçlandırılması gereken vize serbestisi anlaşmasının ertelenmesini de eleştirdi” dedi.
Vize muafiyeti için taahhüt, binlerce göçmenin Ege Deniz’den geçerek Yunanistan’a gitmesini durdurmaya yönelik olarak Ankara ile yapılan anlaşmanın bir parçası olduğunu belirten Amerika’nın Sesi, “Konuşması sırasında Erdoğan da, Eylül 2011 saldırılarının kurbanlarının Suudi Arabistan hakkında dava açmalarına imkan veren yasal düzenleme nedeniyle ABD Kongresi’ni de eleştirdi. Suriye’de ortak çıkarları olan Ankara ve Riyad, son aylarda ilişkilerini önemli ölçüde sıkılaştırdı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinin, Temmuz 15 darbe girişimi sonrası gerginleştiğini kaydeden Amerika’nın Sesi, Türkiye’nin, darbe girişiminin beyini olduğu gerekçesiyle Fethullah Gülen’in iadesini de istediğine dikkat çektiği haberinde ayrıca, AB yetkililerinin, Türkiye’de iddia edilen darbeciler ve destekçilerine baskınlarına yönelik eleştirileri en yüksek sesle dile getirenlerden olduğunu da vurguladı.
RUDAW: “PEŞMERGE TÜRKİYE’NİN MUSUL OPERASYONUNA KATILMASINI İSTEMİYOR”
Rudaw, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın Musul bölgesindeki Başıka Kampı’na takviye yaptığı iddialarına yer verdiği haberinde, “İddialar reddedildi. Başıka Cephesi Peşmerge Komutanı Hamid Efendi, Türk askerinin plananan Musul operasyonuna katılmasını istemediklerini söyledi” dedi.
KDP’ye yakınlığıyla bilinen Erbil merkezli Rudaw yayın kuruluşuna konuşan Hamid Efendi, “Başika’ya herhangi bir asker takviyesi yapılmadı. Açıkçası biz PKK ve Türk askerinin Musul operasyonuna katılmasını istemiyoruz. Çünkü her iki güç de bölgede sorun teşkil edecektir” ifadelerini kullandı.
Rudaw ayrıca, “Sünni Heşdi Vatani gücününün eğitimi için 2,5 yıldır Başika Kampı’nda bulunan Türk birliğine en son 4 Aralık 2015’te takviye yapılmıştı. Türk askerlerinden oluşan birliğin ağır silahlarla Başika bölgesinde bulunan karargaha yerleşmesi Bağdat-Ankara hattında gerginliğe neden olmuştu. Türkiye, tepkiler üzerine yaptığı askeri yığınağı başka bölgelere kaydırmışti” şeklinde kaydetti.
K24: “IRAK BAŞBAKANI MUSUL’A YABANCI GÜÇ KATILMAYACAK DEDİ”
Irak Başbakanı Haydar El Abadi, Musul kentini IŞİD’ten kurmak için gerçekleşmesi beklenen büyük operasyona hiçbir yabancı gücün katılmayacağını belirtti.
Irak Başbakanı Haydar El Abadi, Musul kentini IŞİD’ten kurmak için gerçekleşmesi beklenen büyük operasyona hiçbir yabancı gücün katılmayacağını söyledi.
Kuzey Irak’ta yayın yapan K24’ e göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Musul operasyonuna ilişkin olarak yaptığı konuşma üzerine Irak Başbakanı Haydar Abadi açıklama yaparak yabancı hiç bir gücün Musul operasyonuna katılmayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM’deki konuşmasında Musul’a yapılacak bir operasyonun Musul’un batısındaki nüfusu çoğu Türkmen olan Telafer’i de etkileyeceğini belirterek ‘Türkiye olarak masanın dışında kalamayız’ şeklindeki sözlerine yer veren K24, “Irak Başbakanı Haydar Abadi bir çok defa Türkiye’nin askeri güçlerini "Irak topraklarından" çekmesini istemiş, en son ABD’de düzenlenen BM zirvesinde Türkiye’ye bu konuda baskı yapılmasını istemişti” dedi.
VENEDİK KOMİSYONU OHAL VE KHK’LARI GÜNDEMİNE ALDI
Türkiye’de 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve bu kapsamda yayınlanan KHK’lar, Avrupa hukuk normlarıyla uyumlulukları incelenmek üzere Venedik Komisyonu gündemine taşındı.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu, Venedik Komisyonu’na başvurarak OHAL ve bu kapsamdaki KHK’ların Avrupa hukuk normlarına uyumu hakkında uzman görüş raporu hazırlaması talebinde bulundu. Bu arada, 10-14 Ekim tarihlerinde yapılacak AKPM genel kurul oturumlarında Türkiye’deki gelişmeleri tartışılacak.
ANKA’ya göre, DWelle Türkçe’ye konuşan AKPM kaynakları, “OHAL ve KHK’ların hukuksal açıdan yarattığı soru işaretleri nedeniyle” Avrupa Konseyi’nin bir organı olan Venedik Komisyonu’na başvurulduğunu söylediler.
Venedik Komisyonu tarafından hazırlanacak belgenin AKPM tarafından önümüzdeki aylarda kaleme alınacak Türkiye rapor ve karar metinlerinde referans belge olarak kullanılacağı belirtilen habere göre AKPM’nin bir sonraki Türkiye Denetim Sonrası Diyalog raporunun 2017’nin ilk yarısında oylanması öngörülüyor.
Öte yandan, AKPM bu rapor öncesinde, Strasbourg’da 10-14 Ekim tarihlerinde yapılacak genel kurul oturumlarında Türkiye’deki gelişmeleri tartışacak. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 12 Ekim Çarşamba günü AKPM genel kuruluna seslenip Avrupalı parlamenterlerin sorularını yanıtlayacak.DWelle’ye göre, Çavuşoğlu’na soru sormak için daha şimdiden AKPM üyesi 48 parlamenterin kayıt olduğu belirtiliyor.
AKPM kaynakları, 12 Ekim’de yapılacak oturum sonrası Türkiye hakkında herhangi bir karar alınmayacağını, OHAL kapsamında alınan kararlar nedeniyle Türkiye’ye yönelik bir yaptırımın da şimdilik söz konusu olmadığını belirtiyorlar.Aynı kaynaklar, 15 Temmuz sonrası OHAL kapsamındaki bazı uygulamaların yarattığı soru işaretleri nedeniyle AKPM Denetim Komisyonu’nun konuyu Venedik Komisyonu gündemine taşıma kararı aldığını, OHAL ve KHK’ların uygulanışının Avrupa hukuk normlarıyla uyumu hakkında Venedik Komisyonu’ndan çıkacak sonucun AKPM için referans oluşturacağını söylüyorlar.
Venedik Komisyonu tarafından hazırlanan uzman görüş raporları AİHM veya AB gibi diğer Avrupa kurumları için de referans teşkil edecek. Komisyon tarafından hazırlanacak OHAL ve KHK raporunun bu yıl sonundan önce sonuçlanması beklenmiyor.Haberde, “Venedik Komisyonu OHAL gibi durumlar hakkında 2006 yılında genel bir görüş yayımlamış, ulusal ve kamusal güvenliğin korunması için temel hak ve özgürlüklerin ‘şartlı olarak’ kısıtlanabileceğini belirtmiş, ancak tüm bunların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun biçimde yapılması gerektiğini not etmişti” denildi.
SPUTNIKNEWS: “RUSYA, TÜRK İŞ ADAMLARINA VİZEYİ KALDIRIYOR”
Geçen yılın Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesi üzerine Türkiye’ye yaptırım uygulayan Rusya’nın bu kapsamda geri getirdiği Türk vatandaşlarına vize uygulaması konusunda önemli gibi görünen bir gelişme yaşandı. Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, Türk işadamlarına yönelik vize rejiminin kaldırılması için Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan talepte bulundu.
Rus Sputniknews haber ajansı, ‘Rusya’dan Vizesiz Rejim İçin İlk Adım’ başlıklı haberinde, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakan Yardımcısı Aleksey Lihaçev’in, “Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan, Rus işadamlarının Türkiye’ye mutekabiliyet esasında vizesiz seyahat edebilmeleri için Türk Dışişleri’yle anlaşmalarını talep ettik. Ağustos ayı başında Türkiye ile işbirliğinde ticareti ve turizmi geliştirecek ilkelere dönüş yapılması konusunda Devlet Başkanı Vladimir Putin’den tümüyle net bir sinyal aldık.Vizelerin kaldırılmasının iki ülkenin birbirine doğru atacağı bir adım olacağını anlıyoruz. Zira Rus taşımacılar da Türkiye’ye vize ile seyahat ediyor ve Türkiye vizesi hem pahalı hem de kolay alınmıyor” şeklindeki açıklamalarını aktardı.
UNICEF: 75 BİNİN ÜZERİNDE ÇOCUK AÇLIKTAN ÖLEBİLİR”
Birleşmiş Milletler, Nijerya’da Boko Haram terörü nedeniyle gelecek bir yıl içinde 75 binin üzerinde çocuğun açlıktan ölebileceğini açıkladı. Örgüt, devletlere acil yardım çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, radikal Boko Haram örgütü yüzünden Nijerya’da büyük bir insanlık felaketiyle karşı karşıya olunduğu uyarısı yaptı. Örgüt, ülkenin kuzeyinde terör eylemleri düzenleyen ve bölgeyi kontrol altında tutan Boko Haram militanları nedeniyle halkın insanlık dışı koşullarda yaşadığını açıkladı. Cuma günü Cenevre’de yapılan açıklamada, yardım edilmemesi durumunda bölgedeki 75 binin üzerinde çocuğun gelecek bir yıl içinde açlıktan ölebileceği uyarısı yapıldı.
Kuzeyde özellikle Borno, Yobe ve Adamawa kentlerinde halkın Boko Haram’ın eylemleri yüzünden kaçmak zorunda kaldığı ve Çad Gölü bölgesinde, yaşanabilecek en büyük insanlık felaketinin meydana gelebileceğine dikkat çekildi. UNICEF Sözcüsü Patrick Rose, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan çocukların 75 binin de bu kentlerden olduğunu ifade etti.
UNICEF bu kentlerden beş yaş altındaki yaklaşık 400 bin çocuğun yeterli beslenemediğini, bölgede yaklaşık dört milyon insanın gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletlerin ülkeye yardımlarını ulaştırması için 739 milyon dolara ihtiyaç olduğu ancak şimdiye kadar ancak 197 milyon dolar toplandığı belirtildi. Örgüt açıklamasında, ülkeye acil yardım yapılması çağrısını yineledi.
Nijerya’nın kuzeyinde bir İslam devleti kurmak isteyen ve IŞİD örgütüne biat eden Boko Haram örgütü, 2009 yılından bu yana ülkede 20 binin üzerinde insan öldürdü. Terör eylemleri nedeniyle 2 milyon 600 binden fazla kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Boko Haram’ın eylemlerini Nijerya dışına da taşıması üzerine Nijerya, komşuları Çad, Nijer ve Kamerun ile ortak askeri operasyon başlatmıştı.
BBC: “KOLOMBİYA’DA BARIŞ ANLAŞMASI REDDEDİLDİ”
Kolombiya’da dün halk oylamasına sunulan barış anlaşması, yüzde 50,24 oyla reddedildi.
Bogota yönetimi ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında imzalanan ve 52 yıllık iç savaşı bitirmek için atılan en ciddi adım olan anlaşma, 4 yıllık bir müzakere süreci sonunda, geçen hafta Küba’nın başkenti Havana’da imzalanmıştı.
Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için ise referandumda onaylanması gerekiyordu.
Katılım oranının yüzde 40’ın altında kaldığı referandumda 13 milyon seçmen oy kullandı. Anlaşmaya "Hayır" diyenlerin sayısı, "Evet" diyenlerden yaklaşık 63 bin fazla oldu.
Anlaşmanın reddedilmesinin ardından barış sürecinin geleceği belirsiz.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, barış anlaşmasının referandumda reddi sonrası FARC’la ateşkesin hala yürürlükte olduğunu söyledi.
Juan Manuel Santos ayrıca istifa etmeyeceğini ve barış çabalarını sürdüreceğini belirtti.
Santos müzakerecilere, Küba’ya giderek FARC liderleriyle bir sonraki adımı konuşmaları emrini verdiğini de açıkladı.
"Timoşenko" olarak bilinen FARC lideri Timoleon Jimenez de sonuçtan üzüntü duyduğunu ancak şiddete dönülmeyeceğini kaydetti.
Jimenez, savaşı sona erdirmeye kararlı olduklarını vurguladı.
FARC, referandum öncesinde de mağdurlara tazminat ödeyeceğini duyurmuştu.
ARC 52 yıllık iç savaşın ardından silah bırakıp siyasi parti kurarak 6 ay içinde sivil siyasi sürece katılmayı planlıyordu.
297 sayfalık barış anlaşması ise referandum sonucunda da ortaya çıktığı üzere Kolombiya’yı sert şekilde ikiye bölmüştü.
ayır" kampanyasının başını çeken eski Cumhurbaşkanı Alvaro Uribe, mevcut hükumeti FARC’a çok yumuşak davranmakla suçluyordu.
FARC gerillalarına hapis cezası verilmesi gerektiğini savunan Uribe, gerilların siyasi sürece katılımına da karşı çıkıyordu.
Eski Başkan Yardımcısı Francisco Santos da anlaşmaya karşı çıkan kamptaydı.
Santos referandum sonucu hakkında "Bu daha kapsayıcı ve istikrarlı bir barış için kazanılmış bir zafer" yorumunu yaptı.
Kolombiya’da iç savaş solnucu yaklaşık 260 bin kişi ölmüş, 6 milyon kişi de evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.
NEW YORK TIMES: “TRUMP, 18 YIL BOYUNCA VERGİ ÖDEMEMİŞ OLABİLİR”
New York Times gazetesi Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump’ın, 18 yıl boyunca vergi ödememiş olabileceğini iddia etti.
New York Times gazetesinde yayımlanan haberde Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump’ın 1995 yılına ait olan vergi beyannamesinde şirketlerinin 916 milyon dolarlık zararını yasal bir işlemle kabul ettirdiği ifade ediliyor.
Haberin ayrıntılarını inceleyen vergi uzmanları bu adımla Trump’ın teorik olarak 18 yıl boyunca vergi ödemekten kurtulmuş olabileceğine işaret ediyor.
Emlak kralı olarak bilinen Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump’ın seçim kampanyası ekibinden yanıt ise gecikmedi. Açıklamada New York Times’ın haberini doğrulayan ya da yalanlayan herhangi bir bilgi verilmezken, "Trump firması, ailesi ve çalışanlarına karşı sorumluluk bilinci olan ve kanunun emrettiğinden daha fazla vergi ödeme zorunluluğu bulunmayan oldukça yetenekli bir iş adamıdır" ifadesine yer verildi.
Donald Trump vergi beyannamesini açıklamamakta direniyor. Vergi beyannamesi konusu Clinton ve Trump’ın televizyon düellosuna da damgasını vurmuştu. Clinton Trump için “Vergi beyannamelerini niye açıklamıyor” diye sormuş, ardından kendi sorusuna “Belki de söylediği kadar zengin değildir. Belki söylediği kadar yardımsever değildir. Belki de Amerikalıların hiç federal vergi ödemediğini bilmesini istemiyordur” yanıtını vermişti.
Trump ise Clinton’ın e-posta skandalına gönderme yaparak, Clinton’ın halen kamuoyuna açıklanmayan 33 bin e-postasını açıkladığında kendisinin de avukatlarının “yapma” önerisine rağmen kendi vergi beyannamesini açıklayacağını duyurmuştu.
ALMANYA BİRLEŞMEYİ KUTLUYOR
Almanya’nın yeniden birleşmesinin yıldönümü kutlamalarına bu yıl Dresden ev sahipliği yapıyor. Kutlamalar geçen günlerde farklı noktalarda düzenlenen saldırıların da etkisiyle geniş güvenlik önlemleri altında yapılıyor.
Almanya’nın yeniden birleşmesi, bu yıl geniş güvenlik önlemleri altında kutlanıyor. Kutlamaların merkezi bu yıl Eyalet Temsilciler Meclisi başkanlığını üstlenen Saksonya’nın başkenti Dresden. Ancak kutlamalardan birkaç gün önce Dresden’deki Marien Köprüsü’nün altında patlayıcı süsü verilmiş bir paket bulunması, ayrıca bir cami ve bir kongre merkezine düzenlenen saldırıların ardından cumartesi gecesi de üç polis aracının kundaklanması güvenlik kaygılarının artmasına neden oldu.
Saldırılar sonrasında kentteki güvenlik önlemleri artırıldı. Yetkili makamlar saldırıların yabancı düşmanı motivasyonlu olduğu ve ayrıca 3 Ekim kutlamalarına yönelik de bir mesaj taşıdığı kanaatinde.
Dresden Kadınlar Kilisesi’ndeki ekümenik ayinden sonra, Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Başbakan Angela Merkel ve Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert’in de katılacağı kutlamalarda 2 bin 600 polis görev yapıyor. Kutlamaların yapılacağı Dresden şehir merkezi, araçla Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen saldırıya benzer olası bir saldırıyı engellemek için beton bloklarla çevrildi.
Dresden’deki merkezi kutlamalar cumartesi günü şehir merkezinde çeşitli sahne gösterileri ve etkinliklerle başladı. Pazar günü Eyalet Meclisi halka kapılarını açtı, akşamında şehir merkezi Alman bayrağının renkleriyle hazırlanan renkli bir şölen yerine dönüştü.
İki Almanya’nın birleşmesi kutlamalarına karşı bugün gösteriler de düzenlenecek. Karşıt gösteriler kutlamalara uzak bir güzergâh üzerinde yapılacak. Dresden, yabancı ve İslam karşıtı Pegida hareketinin ortaya çıktığı kent olarak biliniyor. Kısaca Pegida olarak anılan "Batının İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar", iki yıldan beri her pazartesi günü yürüyüş düzenleme geleneğini bugün de devam ettiriyor. Gösterilere katılanların sayısı 25 bine kadar çıkıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder